0

Zaman Makinesi (1895) – H. G. Wells

zaman-makinesi-hg-wells-kitap-film

“He has all the time in the world.”

H. G. Wells‘in 1895 yılında yayımlanan Zaman Makinesi (The Time Machine) kitabı için “Henüz görelilik teorisi bulunmadan, kuantum teorisi atılmadan dört boyutlu uzay-zamandan bahseden bu distopya, lafını sakınmayan en önemli romanlardan.” yorumunda bulunuyor Patrick Parrinder.

Zaman Makinesi konusu benim de çok ilgimi çeken bir konu. Zaten o kadar çok kitaba, filme, diziye konu olmuş ki her an her dönemde popülaritesini koruyan bir konu diyebiliriz. Üniversite yıllarımda (2007 civarları), filmler konusunda çok bilgi sahibi olan sınıf arkadaşım Deniz (namıdiğer “Arnold Deniz”) ile bir gün konuşurken bana şöyle bir soru yöneltmişti: “Zaman makinesi ile bundan binlerce yıl öteye gitsen nasıl bir dünya ile karşılaşırdın?” Tabii o zaman henüz H. G. Wells’in kitabını okumamış olduğumdan ben de birçok kişi Jetgiller benzeri bir dünyayı tasvir etmiştim. Deniz de hemen gülmüştü ve “Ya her şey daha kötüye giderse?” diye sormuş ve başrolünde Guy Pearce’nin oynadığı 2002 yapımı The Time Machine (Zaman Tüneli) filmini izlememi önermişti.

Zaman Tüneli filmini izlerken başlangıçta bir aşk filmi izliyor gibi düşündüm ama konusu hoşuma gitmişti. Sonra başkarakterin geçmişini (ya da kaderini) değiştiremeyeceğini anlaması üzerine geçmişteki bir zaman dilimine gitmek yerine çok ileri yıllara gitmesi ile bir anda film de başka bir yöne doğru yol almaya başlamıştı. Bundan sonraki her ne kadar ilgi çekici de olsa bu filmde beni tatmin etmeyen, kendini izletemeyen bir şeyler vardı. Bu harika konu neden böyle kötü işleniyordu ki?

Bu yazıyı yazmama vesile olan şey kesinlikle bu 2002 yapımı film değil diyebilirim. Filmde ismi geçen yazarları araştırırken ulaşmıştım aslında H.G. Wells’e ve onun 1895 yılındaki The Time Machine kitabına. Bu kitapta 4 (dört) boyuttan bahsediyor Wells. Bunlar uzunluk, genişlik, derinlik ve zaman. O güne kadar hep 3 boyut konuşulurken bir anda dördüncü bir boyut olan “zaman”ekleniyor ve bu boyutta da hareket edilip edilemeyeceği üzerine kuruyor eserini. “Gerçekte dört boyut vardır, üçüne uzayın üç düzlemi adını veriyoruz, bir dördüncüsüyse zamandır. Fakat önceki üç boyutla sonuncusunun arasına gerçekdışı bir ayrım çekilmekte, çünkü bilincimiz, kesintilerle, o sonuncusu boyunca, yaşamlarımızın başından sonuna dek tek bir yönde hareket eder. (Zaman Makinesi, sayfa 28).”

Arkadaşlarına yaptığı zaman makinesini anlatacak olan kitaptaki zaman yolcusu, M.S. 802701 yılına gidiyor. Bu yılda insanların bilgi, sanat, her şeyde günümüz insanlarından inanılmaz derecede ileride olacakları düşünen yolcu, yıllar sonra daha akılsız bir toplumla, yavaşça ölmekte olan bir dünya ile karşılaşır. Bu dünyadaki insanlar ticaret gibi gündelik işlerle uğraşmamakta, et yememekte, sadece meyve yemektedirler. Hepsi duygusuz bir insana dönüşmüştür ama hissettikleri tek duygu kalmıştır, korku. Bu insanlar karanlıktan korkmaktadır ve akşam olduğunda dışarı çıkmamaktadırlar.

Zaman yolcusunun ayak bastığı bu dünyada, sonradan keşfedeceği üzere, aslında iki farklı ırk kalmıştır. Yeryüzünde yaşayan barışçıl ırk Eloiler ve yeraltı mağaralarının tehlikeli topluluğu Morlocklar.

Bu tuhaf gelecekten tekrar kendi zamanına dönmek isteyen zaman yolcusunun bir anda zaman makinesini kaybetmesiyle bu iki ırk arasında heyecanlı bir macera yaşamak zorunda kalması sonucunda kitapta aksiyon sahnelerini de okumaya başlarız.

Kitabın farklı sinema uyarlamaları da olmuştur. Bunlardan biri olan 2002 yapımından bahsetmiştim yazının başında ama dediğim gibi bu uyarlamayı pek sevmemiştim. Kitaba daha sadık kalan ve kendini izlettiren sinema uyarlaması başrolünde Rod Taylor‘un oynadığı 1960 yapımı ve kitapla aynı isme sahip olan The Time Machine filmi. Bu filmi kesinlikle izlemenizi öneririm. Filmde özellikle Eloi ırkının duygusuz tavırlarını görünce insanlığın geleceğine üzüleceksiniz (belki de böyle geleceğe söveceksiniz, olmaz olsun diyeceksiniz 🙂 )

Son olarak bu kitabın Storytel kütüphanesinde de yer aldığını ve hem de Barış Özcan tarafından seslendirildiğini belirteyim 🙂 Sesli kitap olarak dinlemek isterseniz belirtilen süre 3 Saat 18 Dakika.

Volkan Sel

Merhaba, Bilişim sektöründe Analist olarak çalışıyorum, aynı zamanda blog yazarıyım. Mobil Uygulamalar, Oyun Tarihi ve Oyun Türleri, Mobil Cihazlar, Dijital Pazarlama, Usability gibi konular ile ilgilenmekteyim.

Bir Cevap Yazın