0

YGA Lider Yetiştirme Programı

yga-lyp-1

Bu aralar bana dinlenmek yok sanırım, sürekli bir hareket halindeyim 🙂 Hafta içi iş, Cumartesi yüksek lisans, Pazar YGA (Young Guru Academy) ODP seansları. Tüm günüm dolu anlayacağınız, arada kendime ayırmaya çalıştığım boşluklar yaratma çabası var bir de. Hayır şikayet etmeyeceğim bu durumdan, çünkü hepsini severek yapıyorum, her ne kadar yorucu bir tempo olsa da 🙂

Yine bir Pazar sabahıydı ve büyük bir istekle düştük yollara 🙂 Bugün Özyeğin Üniversitesi’nde YGA’ya gönül veren arkadaşlarımızla ve Hayal Ortakları ile Lider Yetiştirme Programının ilkini gerçekleştirdik. YGA’yı anlattığım birçok kişiden “Sana ne faydası olacak? Lider mi olacaksınız?” gibi sorularla karşılaşıyorum. BGP’nin adının LYP olarak değiştirilmesiyle “Lider mi olacaksınız?” sorusunu ben de kendime sorar olduğumu farkettim. Bugün bu sorulara cevaplar bulma fırsatı yakaladık. Mesele lider olmak değil aslında, çünkü hiyerarşiyi kaldıran bir yapıdan bahsediyoruz YGA’da. Herkes birer gönüllü, hepsi en iyisi olsun istiyor.

Yapmaya çalıştığımız küçük şeylerin biz farkına varmasak da kartopu misali zamanla büyüyerek küçük yaştaki insanlara nasıl dokunduğumuzu sorgulama ve sonuçlarını kavrama şansı yakaladık bugün. ODP ile bir anda yüzmeyi yeni öğrenmeye çalışan bir bebeğin karşılaştığı zorluklarla karşılaştığımızı, sahada öğrenerek bu zorlukları aştığımızı konuştuk. Tüm bunları yaparken liderliğe bir adım daha yaklaştığımızı anladık. Buradaki liderlikten kasıt bir şirketin CEO’su olmak değil aslında. Amaç başkalarının hayallerini dinleyip kimi zaman onları cesaretlendirmek, onlara yol göstermek ve tüm bunları yaparken zamanla kendimizi geliştirmek, kendi içimizdeki dönüşüme ayak uydurmak, YGA’dan öncesi ve sonrası diyerek kendimizdeki ve dokunduğumuz kişilerdeki değişimleri görebilmek. Belki de en önemlisi ortaokul çağındaki kardeşlerimizin düşüncelerine ‘yanlış’ dememek, onların cesaretini kırmamak, yeri geldiğinde hayal güçlerinden beslenebilmeyi bilmek. Onları düşünceleri ile özgür bıraktığımızda neler yapabileceklerini izlemek, bazen kendimize bu özgürlük fırsatını tanımaktan nasıl da kaçmış olduğumuzu farkedip bir şeyleri değiştirebilmek, kendimize hatalar yapabilme lüksü tanımak ve bu hatalar sonucunda yapmayı istediğimiz şeylerden vazgeçmeden dersler çıkararak ilerlemek, başarının düz bir çizgi değil de kimi zaman başarı ve başarısızlık arasında dalgalanan bir grafik olduğunu gözlemleyip buna göre hareket etmek; seanslar sırasında yaşanan en ufak bir soruna bile çözüm yöntemi aramanın bizi geliştirdiği bilincine varmak mesele.

Continue Reading

0

Bazen Aşk Var

kucuk-ask

Düşünceleri yazarak anlatmayı seçmek bazen daha kolay, daha tutarlı ama belki de bazen daha etkisiz. Ağızdan çıkan bir sözü o an dinlemekle belki de buradan okumak aynı duyguyu vermeyecek. Yine de her ne yapıyorsak, nasıl anlatıyorsak belki de öteki yolu seçmediğimizden ya da seçemediğimizden.

Bloglar insanların eskiden küçücükken tuttukları günlükleri gibi aslında. Bugün neler yaşandı, neler hissedildi, neler öğrenildi paylaşmak istiyor insan ve her yazıdan sonra daha çok yazası geliyor. Bu yazıda biraz daha teknik konulardan uzaklaşmak, iç dünyalara yolculuk yapmak istiyorum. Çünkü öğrendiklerimiz sadece yaptığımız işlerle sınırlı değil. Bir hayat var bazen farkında olmadan akıp giden, o anı tekrar yaşayamayacağımız, belki de bir daha hiçbir zaman geriye saramayacağımız anlar var. Bu zaman dilimlerinde akıllardan geçenler, sizin kontrolünüzde olan ya da olmayan olaylar var bir de, kimi zaman “Keşke” dedirten kimi zaman da “İyi ki” dedirten. Kim bilir bu yazı da belki bir yıl sonra dönüp tekrar okuduğumda bana bunlardan birini dedirtecek bir yazı olacak.

İlkokulda bir öğretmenim “Yaptığın işi aşkla yapmalısın yoksa başarılı olamazsın. Başarı her şey değil, daha önemlisi mutlu olmak için aşkla yaşamalısın.” derdi. Bu söz aklımda çıkmadı, sevdiğim şeyleri mümkün olduğunca daha çok yapmaya çalıştım. Her yeni günde gördük ki yaşam sadece işten ibaret değil, bir de ilişkiler var. Hayat olmadık zamanda birini çıkarabilir karşınıza, belki de hiç hazır olmadığınızı düşündüğünüz bir anda. O varken vücut da farklı tepkiler vermeye başlar. Kalbin hızlı atmaya başlayabilir, yüzün kızarabilir ya da bunlar olmasa bile olur olmaz zamanlarda aklına gelmeye başlayabilir örneğin. Sonra sorgulamaya, “Acaba” ile başlayan sorular sormaya başlarsın kendine. Cevapların bazıları sendedir ama ne kadarının cevabını içtenlikle verebilirsin orası belirsizleşir. Okula ya da eskiden ayaklarının geri geri gittiği o iş yerine gelme sebebin artık onu görmek olabilir örneğin, o yoksa gözlerin bir arayış içerisinde olmaya başlayabilir.

Continue Reading