2

“Süper İnsan” Kitabı, Yapay Zeka ve Cyborglar

super-insan-cyborg

Yapay Zeka gelişiyor, peki bilinç? Bilinç hala en gizemli sorumuz…

2020 yılına girdiğimiz sıralarda en büyük hedeflerimden biri okuma listemdeki kitaplara zaman ayırmaktı. İçinde bulunduğumuz bu salgın döneminde beklediğimden çok daha fazla zaman ayırma fırsatı yakaladım. (Bu durumu “fırsat” olarak mı tanımlamak gerek ondan çok emin olamasam da konu kitaplar olunca yine de bu kelimeyi kullanmayı tercih ettim.)

Süper İnsan kitabı bu yazının ana başlığı olsa da, kendisi tek başına maalesef çok şahane bir kitap olamadığı için, başka birçok kitaba daha yer vereceğim. Son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında birçok bağlantı vardı. İlişkili olan konuların çoğunluğu da “insanın evrimi, insanın anlam arayışı, dijitalleşme, yapay zeka, mevcut çalışma hayatı ve yapay zeka sonrasında insanları bekleyen hayat” gibi konular. Yazının sonunda kitap listesine de yer vereceğim.

harari-kitaplar

Kitaba geçmeden hemen önce İsrailli tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari’nin “Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens” ve “Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi” kitaplarına kısaca bir değinmek gerekiyor. Sanırım bu kitapları duymayan kalmamıştır ama kabaca özetlemek gerekirse Sapiens kitabında insanın evrimini çok yalın ve anlaşılır bir dilde anlatan Harari, Homo Deus kitabında ise insanlığın yeni hedefi “ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık olacak gibi duruyor.” diyordu.

“Açlık, hastalık ve şiddetten kaynaklanan ölümleri azalttığımıza göre artık yaşlanmanın, hatta bizzatihi ölümün üstesinden gelmeye çalışabiliriz. Şimdi artık insanları tanrı mertebesine yükseltmek için çalışıp Homo sapiens’i, Homo deus’a dönüştürebiliriz.” _Yuval Noah Harari (Homo Deus — Syf: 32)

Tabii Coronavirus nedeniyle zor günler yaşadığımız bu dönemde bu cümle çok etkileyici gelmiyor olabilir artık ama salgını atlatıp eski yaşantımıza dönmeyi başarırsak, Harari’nin bu yorumunu yine düşünmeye kaldığımız yerden devam edeceğiz. Harari, Homo Deus kitabında sonlara doğru insan ırkı açısından kötümser bir tablo çiziyor ve tarihçilerin genelde olaylara bu şekilde baktığını; yapay zeka gibi teknolojileri kullanacak kişilerin ve firmaların ise iyi yönlerini öne çıkarmaya çalıştıklarını dile getiriyor.

yapay-zekanin-olgunluk-cagi

Amir Husain’in Yapay Zekanın Olgunluk Çağı kitabında da Elon Musk’ın, Bill Gates’in ve Stephen Hawking’in de yapay zeka hakkında olumsuz senaryolar düşündüklerine dair verdikleri röportajlara değiniliyor. Bu isimlerin kötü senaryolardan daha çok bahsetmeleri bana şaşırtıcı gelmişti.

super-insan-kitap

Andy WalkerKay Walker ve Sean Carruthers gibi üç önemli isim tarafından yazılan Süper İnsan kitabında ise Harari’nin ve saydığımız diğer isimlerin aksine, yazarlar tarafından daha iyimser bir senaryo çizilmeye gayret ediliyor. Bu kitap ütopik bir geleceğe dair idealleştirilmiş kullanım kılavuzu da, distopik bir geleceği anlatan bir kitap da değil. diyor yazarlar (Süper İnsan, Syf: 23). Geleceğe dair bir rehber olarak tanımladıkları bu kitapta aşağıdaki soruların yanıtlarını aramaya çalışıyorlar.

  • Bilim ve teknoloji insani özelliklerimizi nasıl etkileyecek?
  • Gelecekte nasıl bir şekil alacağız?
  • Çocuklarımız neye dönüşecek?
  • Sağlıklı olacak mıyız?
  • Yüzlerce yıl yaşayacak mıyız? Ölüme çare bulunabilecek mi?
  • Teknoloji yüzünden işimden olur muyum?

 

Evli olan Andy ve Kay Walker, kitabın yazıldığı sıralarda Kay’in hamile olması nedeniyle kitapta Bebek Bilimi adlı bölüme çok uzun yer ayırmışlar. Ben kitabın başlarında olan bu bölümlerde biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Mitoz bölünme, eşeyli üreme gibi Biyoloji kısımlarına çok uzun değinildiği için kendimi biraz lise yıllarında hissettim bu bölümlerde. Yine birkaç bölümde daha sıkıldığımı söyleyebilirim (örnek olarak estetik konusu ile ilgili bölümler de çok uzun tutulmuş) ama eğer tüp bebek, üç ebevenyli bebek gibi konular ilginizi çekiyorsa önemli bilgiler edinebilirsiniz bu bölümlerde ya da X ve Y kromozomları nedeniyle çocuğun cinsiyetini annenin değil de babanın belirlediği gerçeklerini kendinize hatırlatma fırsatı yakalayabilirsiniz. Türkçe çevirisi 420 sayfa olan kitabın benim için gereksiz uzun olduğunu söyleyebilirim bu nedenlerle.

Bebek Bilimi bölümünü yine de özetlemek gerekirse, yazarların şöyle bir düşüncesi var; eğer doğacak çocukların genetik özellikleriyle oynayarak onların hastalıklı doğmalarını engelleyebileceksek DNA dizilimlerine müdahale etmemizde bir sakınca olmamalı. Bu konuyu sağlık, din, etik gibi farklı konu başlıkları altında incelemeye çalışıyorlar. Sağlık için olan yoruma katılıyorum da saç rengi, göz rengi, burun şekli, kaslı olması, zeki olması gibi birçok seçime müdahale etme noktasına gitmemiz durumunda Cem Yılmaz’ın “Bu niye pahalı? O zaman karışık koy.” dediği stand-up gösterisi geliyor aklıma :) Yine de ben de çocuğum olsa kahverengi göz yerine sanırım mavi ya da yeşil olmasını isteyebilirdim :)

ray-kurzweil-kitaplar

Süper İnsan kitabının temel dayanak noktasının Ray Kurzweil’in düşüncelerinin ve kitaplarının olduğunu söyleyebilirim, bunu yazarlar da Sayfa: 383’te açıkça dile getiriyorlar. Ancak kitapta Kurzweil ismi o kadar çok geçiyor ki keşke bu kitabı alacağıma Kurzweil’in İnsanlık 2.0 kitabını ya da Bir Zihin Yaratmak: İnsan Düşüncesinin Esrarı kitabını alsaydım dediğim anlar çok oldu.

“Kurzweil’in güçlü iddiaları onun nüfuzlu bir teknoloji fütüristi olmasını sağladı. Süper İnsan’ın yazarları bu yüzden kitabı onun teorilerini temel alarak hazırladılar.” _Süper İnsan (Syf: 383)

Kitapta “kök hücre” yöntemi üzerinde çok duruluyor. Son derece önemli olan bu yönteme devletlerin/hükümetlerin ve dinlerin ne derece izin verdiklerine de ayrıntılı bir şekilde değiniliyor.

“Kök hücre nedir? Basitçe ifade etmek gerekirse, her tür hücreye dönüşebilen tanımlanmamış bir hüredir. Kök hücreler, vücudunuzdaki tüm organ ve dokuların temelidir. Ve insan vücudunun her yerinde bulunurlar.” _Süper İnsan (Syf: 162)

Değinilen bir başka önemli konu ise 3D yazıcılar ile yazdırılıp kullanılabilen yapay uzuvlar. Proteze ihtiyaç duyan insanlar için 3D ile yazdırılan el, ayak, parmak, kulak gibi uzuvlar hem maliyet açısından hem de bu insanların günlük yaşantılarına devam edebilmeleri açısından çok olumlu gelişmeler. Protezin ise daha gelişmiş versiyonlarına doğru ilerliyoruz, yazının devamında bu teknolojinin ilerisi var.

Kitapta, ileride insan zekasını aşacak makineleri araştıran kişilerin önümüzdeki yeni dönem için farklı isimler kullandıklarını söylüyorlar. Bazı isimlendirmeler şöyle:

  • Transhümanist (insan ötesi)
  • Posthuman (insan sonrası)
  • Tekno-optimizm
  • Siborgizm
  • İnsanlık+
  • Ölümsüzlük
  • Makine zekası
  • Robotopya
  • Uzatılmış yaşam
  • Tekillik

 

half-human-cyborg

Benim için kitabın en zevkli bölümü ise sayfa 297–313 arasında değinilen cyborg konusu oldu. Zaten kitabın ismine ve kapak resmine baktığımda aklıma ilk gelen konu da bu olmuştu ve kitabı alma sebebim de bu konulara ne kadar yer verildiğini merak etmemdi. Bu sayfalarda çok güzel örneklere yer verilmiş ve bazı bölümlerini uzun olması nedeniyle eleştirdiğim kitabın aslında cyborg konusunu çok daha uzun tutmasını isterdim açıkçası. Cyborg’u aşağıdaki şekilde tanımlıyor yazarlar:

“Bizim için cyborg, teknoloji ile entegrasyon sayesinde yeteneklerini genişleten organizma anlamına geliyor. Kaybedilen bir organın işlevini protezle yerine koymakla aynı şey değil yani bizim için.” _Süper İnsan (Sayfa: 283)

Bu noktada cyborg ile biyonik kavramları arasındaki farkı iyi tanımlamak gerektiğini söylüyor yazarlar. İkisi sanki aynı anlamda kullanılıyor gibi olsa da cyborg olmanın temel şartı aslında yukardaki tanımda bahsettikleri gibi yeteneklerin gelişmesi gerektiği. Örnek olarak yerden 10 metre sıçramayı sağlayan takma bacak, kızılötesi renkleri görebilen göz, normalden düşük sesleri duymamızı sağlayan yapay kulak. Aklınıza hemen Terminatör gelmiş olabilir ama kötü olan versiyonlarını düşünmeyin diyor yazarlar :) Tom GoodwinDijital Darwinizm adlı kitabında “Önce biz aletlere şekil veririz, sonra aletler bize…(Syf:61)” sözüne yer veriyor. Yapay zeka ve cyborg geleceği bana insanlık için bu sözü hatırlatıyor. Yapay zeka ile olacak etkileşimlerimiz de insanlığı yeni bir şekle sokacak gibi.

Cyborg dünyasına ilişkin birkaç örnek:

  • Steve Mann: Google Glass gibi “giyilebilir cihazların babası” olarak anılan Mann’ın ilk amacı görme engelliler için “görme cihazı” yapmaktı. ()
  • Neil Harbisson: Her şeyi siyah beyaz gören Neil’in “renkleri seslere çeviren kamera takması”.  izlemenizi tavsiye ederim. Şöyle diyor Neil: “Başlangıçta her renge verdiğiniz isimleri ve notaları ezberlemek zorundaydım ama bir zaman sonra bu bilgiler algıya dönüştü, algı da his haline. Renkli rüyalar görmeye başladım. Sonunda yarı-robot gibi hissetmeye başladım. Artık kulağa hoş gelen şekilde giyiniyorum :) Renkleri sese çevirebildiğim gibi sesleri de renklere çevirebiliyorum. Kızılötesi ve morötesini bile duyabiliyorum.”

 

  • Pranav Mistry: SixthSense — El hareketlerinin ve gerçek hayattaki objelere iletişimin dijital bilgiye çevrilip teknolojik alanda kullanılması. ()

 

Benim çok sevdiğim oyunlardan olan Deus Ex serisine de değinilmiş kitapta. Çok uzak değil, 2027 yılı ve Deus Ex: Human Revolution.

Oyunlara değinmişken Detroit Become Human oyunundan da cyborg dünyasına çok etkileyici bir örnek vermek istiyorum. Aşağıdaki videoyı 12:45’e kadar izleyin lütfen. Ölümsüzlüğün yanıtı olabilir mi derseniz? Bozuk parçalarımızı yenileriyle değiştirmek. Benzer örnekleri Wall-E animasyonunda da görmüşsünüzdür mutlaka. Çok örnek vermek istemesem de Arif V 216 filminde de vardı sanki buna benzer bir örnek :)

Detroit Become Human bizi yeni sorulara yöneltiyor aynı zamanda. Yapay Zekanın Olgunluk Çağı kitabında da sorulduğu gibi “Yapay zeka robotların oy hakkı olacak mı? Evlenmelerine izin verilecek mi? (Syf: 148)” yanıtlanmayı bekleyen sorular. X-Men serisinde mutantların haklarını aradığı gibi, Detroit Become Human’da da robotlar haklarını aramaya başlıyorlar, kölelik değil özgürlük istiyorlar.

Konuyu çok dağıtmadan kitaba devam edelim. Yazarlar çok önemli bir soru soruyorlar: “Kazada kaybedilen uzvun yerine yenisini koymak tamam da, daha iyisi için işlevini yerine getiren uzvu yok etmek? Buna hazır mıyız? (Syf: 313)” Bence bu çok önemli bir soru. Günümüzde çocuklarımızı sınavlardan sınava sokuyor, yarış atı gibi yarıştırıyor, başkalarının çocuklarıyla karşılaştırıp duruyoruz. Ruhsar dizisi geldi aklıma, bir uyarlama replik yapıp Mazhar’a annesinin gözünden soralım: “Ruşen amcanın oğlu Sedat kendine yeni kol taktırmış bak, 200 kiloyu bile kaldırabiliyor kolayca. Bu yaşına geldin, sen kendine ne taktırabildin bugüne kadar?” Cyborg dünyasında başkalarını kıskanıp kendimize yeni parçalar mı satın alıp taktıracağız yoksa?

Harari, 21. Yüzyıl için 21 Ders kitabında şöyle diyor:

“Yapay zekanın sahip olduğu insandışı becerilerden bilhassa önem taşıyan ikisi, birbirine bağlanabilir ve güncellenebilir olmalarıdır.” (Syf: 37)

Bu cümleden devam edecek olursak; peki kullanacağımız yeni uzuvlar için ya da yapay zeka robotlar için güncelleme gelirse nasıl olacak ve kimler tarafından yapılacak? Güncellemer sırasında güvenliği kim sağlayacak AppStore ya da Google Play store tarzında yeni marketler mi açılacak yakında? Parası yenisine yetenle yetmeyenler arasında (zenginle fakir arasında) yeni sınıflar mı oluşacak toplumda?

Yazı oldukça uzadı. Kitapta değinilen bölümler arasında “uzun yaşamın sırları” da var. Bu kısımdaki konular aslında İkigai kitabını çağrıştırdığından bunu İkigai ile ilgili yazacağım bir başka yazıda ele alacağım ama Süper İnsan kitabında böyle bir bölüm olduğuna değinmiş olayım. Ölümsüzlük yolundan önce uzun yaşayan az sayıda kişilere, ortak özelliklerine ve hangi ülkelerde yaşadıklarına, beslenme alışkanlıklarına değinilmiş.

İnsan neden uzun yaşamak ister? Uzun yaşamaya başladığımızda ve yapay zeka mesleklerimizi elimizden aldığında biz neler yapacağız? Harari bunu “uyuşturucu ve video oyunları” ile açıklamaya çalışıyor, insanların bu iki şeye yöneleceğini söylüyor. Daniel Franklin’in MEGATECH 2050’de Teknoloji kitabında Northwestern Üniversitesi’nden ekonomist Robert Gordon, teknolojinin ilerde de insanları hayal kırıklığına uğratmaya devam edeceğini söylüyor.

insanin-anlam-arayisi

Viktor E. Frankl, İnsanın Anlam Arayışı kitabında Auschwitz’de yaşadığı dönemi anlatırken “Tutuklulardan her birisi bir numaradan başka bir şey değildi. (Syf: 19)” diyordu ama Frankl anlamlı bir amaç uğruna yaşadığı için diğer tutukluların aksine kendisinin hiçbir zaman intihar etmeyi düşünmediğini söylüyordu. Harari’nin söyledikleri (uyuşturucu ve video oyunlar) insanlık için çok anlamlı ya da yeterli bir yaşam gibi gelmiyor kulağa. Bu nedenle ölümsüzlüğü bulmaya çalışırken belki de bir yandan kendimize anlamlı amaçlar da aramalıyız. Steve Jobs ise ölümün insanlar için (belki de tüm canlılar için) önemli bir ödül olduğunu vurguluyordu konuşmasında, yoksa bu ödülü kendi ellerimizle kötü bir şeye mi çevirmek üzereyiz?

İleride mesleklerimizi kaybetmemizin ardından oluşacak “maaş” sorununa bu yazıda çok girmek istemiyorum. Bir başka yazıda “Evrensel Gelir Modeli” hakkında okuduklarıma yer vereceğim. “Çalışmadan sabit bir ücreti devlet bize vermeye başladığında kendimize kalan vakitlerde ne yapacağız? Evrensel Gelir Modeli iyi mi kötü mü?” gibi soruları inceleyen kitaplara değineceğim.

cesur-yeni-dunya

Süper İnsan kitabında değinilen bir başka konu ise “klonlama”. Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya romanında Bukanovsky Süreci adını verdiği klonlama benzeri bir işlem hayal etmişti. Orphan Black adlı dizi de klonlama konusu işlenir. Klonlama etiği, dini zorlamalar ve bireysel kimlik konuları. Bunlar da cevaplanması zor sorular ve kitapta bazı cevaplar aranmaya çalışılmış.

forever-young-filmi

Bir de son derece maliyetli olan “kriyonik” konusu var. Tam olarak süper insanı ifade etmiyor olsa da kitapta yer verilmiş. -140 dereceye kadar soğutulan bedenler (ya da sadece başın saklanıp soğutulması) sıvı nitrojen içinde bekletiliyorlar. İleride ölümsüzlük teknolojisinin bulunacağını düşünen (zengin) kişiler bu yönteme başvurabiliyor. Böylece yıllar sonra uyandırıldıklarında yeni teknoloji sayesinde hayatlarına kaldıkları yerden devam edecekler. Tabii uyandırıldıklarında kendilerini nasıl bir hayat bekler bilemiyoruz, H. G. Wells’in  kitabındaki bir gelecek olmaz umarım :) Mel Gibson’ın başrolünde olduğu  (1992) filminde tam da bu kriyonik konusuna değiniliyor. Kız arkadaşının iyileşemeyeceğini düşünen Mel Gibson, 1939’da uyutuluyor ve 1992 yılında uyanıyor. Kitapta geçmese de ben de bir örnek vereyim, Jennifer Lawrence ve Chris Pratt’in başrollerinde olduğu  (2016) filminde de insanlar uyutuluyordu.

matrix-kablo

Böyle bir yazı yazmışken  ile taçlandırmamak olmazdı tabii. Finlandiyalı Jerry Jalava motosiklet kazasında sol elinin yüzükparmağının ucunu kaybettikten sonra takılan proteze USB sürücüsü taktırdı. Bu henüz insan-makine etkileşimi sunan bir örnek olmasa da, William Gibson’ın Neuromancer adlı kitabından, Ghost in the Shell ve başka birçok eserden etkilenen Matrix’te olduğu gibi belki de bir kablo bağlantısı (hatta kablosuz bağlantı) ile sanal alemlere geçeceğiz. Belki de Matrix’te sorgulandığı gibi zaten bir simülasyonun içindeyizdir kim bilir?  ve  filmlerindeki gibi bir dünyada olmayız umarım ya da insanların duygusuzlaştırıldığı  filminde.

Yazının sonuna gelirken Süper İnsan kitabında da hala yanıtlamayan sorular var.

  • Bilinç nedir? Zihin ile bilinç farkı nedir? Bilinç oluşturmanın yolları nelerdir?
  • Neden uyuruz? (Başka bir yazıda Matthew Walker’ın “Niçin Uyuruz” adlı kitabından alıntılar yapmaya çalışacağım bu soru için.)
  • Neden rüya görürüz? Rüya nedir?

 

Yazıda değindiğim kitaplar:

  • Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens (Yuval Noah Harari)
  • Yarının Kısa Bir Tarihi: Homo Deus (Yuval Noah Harari)
  • 21. Yüzyıl için 21 Ders (Yuval Noah Harari)
  • MEGATECH 2050’de Teknoloji (Daniel Franklin)
  • Yapay Zekanın Olgunluk Çağı (Amir Husain)
  • İkigai Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı (Hector Garcia & Francesc Miralles)
  • Cesur Yeni Dünya (Aldous Huxley)
  • Niçin Uyuruz? (Matthew Walker)
  • Neuromancer (William Gibson)

Medium’da yazılarımı takip etmek isterseniz: medium.com/@sel.volkan

Volkan Sel

Merhaba, Bilişim sektöründe Analist olarak çalışıyorum, aynı zamanda blog yazarıyım. Mobil Uygulamalar, Oyun Tarihi ve Oyun Türleri, Mobil Cihazlar, Dijital Pazarlama, Usability gibi konular ile ilgilenmekteyim.